Pages

29 Aralık 2009 Salı

galata köprüsünde bir yılın son pazar günü


dün, bir süredir üzerinde çalıştığım bir proje için dışarı çıktım. çok yakında tam ellialtı tane çocuk sahibi olacağım. düşündüm, düşler kurdum, çocukları düşündüm, etrafımda gülümseyen koşturan oynayan, boynuma boğazıma sarılacak benimle oyunlar oynayacak çocukları düşündüm. bir kaç kişiyle görüştüm. beşiktaştaydım. işimi halledip döndüm. dönerken arkadaşlara beni galata köprüsünün karaköy girişinde bırakmalarını istedim. arabadan inip köprüde balık tutan insanların arasından yürüdüm, etrafa bakındım. lodos vardı. yüzüme yüzüme yerken o insanı sersemleştiren rüzgarı, çok şey düşündüm. son zamanlarda düşünecek ne çok şeyim olduğunu ve ne kadar çok şey düşündüğümü düşündüm.. başımda şapkam, özgürlük isteğiyle uçuşan saçlarım ve ceplerimdeki ellerim. ne kadar yalnız olduğumu düşündüm. kocaman bir şehirde, bütün kalabalığına, onca arkadaşına dostuna rağmen yapayalnız kocaman bir kız, yada küçücük bir kadın... yalnızlığıma bahaneler aradım. kendimi nasıl bu kadar yalnızlaştırabildiğime şaşırdım. tekrar düşündüm çocukları, mutlu oldum.

yeni bir yıla üç gün kala, şimdiye kadar yaptıklarımın, bundan sonra yapacaklarımın teminatı olmayacağına dair söz verdim içimdeki yalnızlığa.

3 yorum:

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

aslında senin olduğun şekildeki eş dost arasında yalnızlığı yaşamak güzeldir. neden bu kadar düşündüğüne anlam veremedim.

delirapunzel dedi ki...

düşündüm dedim, kendimi köprüden attım demedim :)

Bekriya dedi ki...

:)) e bişiler değişiyor sanırım