Pages

20 Kasım 2008 Perşembe

hayal kırıklıklarım....



neresinden başlayacağımı bilemiyorum aslında, işten ayrıldım. o gerizekalı makyaj budalası iki hatunla fena halde kapıştım!!! hiçbirşey göründüğü gibi olmadığı için herkes gerçek yüzünü bi süre sonra göstermeye başladığında bende kayış koptu. salı günü yaptığımız tartışmanın ardından çarşamba sabahı şirkete gidip eşyalarımı toplayıp, benim üzerimde olan şirket ıvırzıvırlarını bırakıp çıktım. hiç bir şey söylemedim. telefonlarına cevap vermedim. ben çıktığımda onlar henüz gelmemişti. eşyalarımı aldığım gibi eski çalıştığım dergide aldım soluğu. tahir bey beni daha önce tekrar işe geri dönmem için çağırmıştı ama buraya başladığım için oraya dönememiştim. ilk aklıma gelen o oldu tabi. eğer hala şansım varsa ve teklifleri geçerliyse işimi geri isteyecektim onlardan. dergiye gittiğimde bütün arkadaşlar beni kapıda karşıladı. oranın demir başı dudi hanım bile çok sevindi. tahir bey beni işe hertürlü geri istiyordu ama son sez patron rıfat beyindi. dudi abla ve bütün personel işe tekrar kabul edileceğimden o kadar emindilerki herkes beni tekrar oranın çalışanıymışım gibi ağırladı. onların desteğiyle bende çok emindim. tabiki en büyük destek genel müdür tahir bey'den geldiği için kendimi çok hazırlamıştım olumlu bi cevaba. sonra rıfat bey geldi. odasına geçtim. hal hatır konuşmalarından sonra konuya girdik. beni işten çıkarmasının sebebinin o gerizekalı halkla ilişkiler müdürünün gazı olduğunu ve benim çalışmalarımı beğendiğini itiraf etti. bende ona o beyinsizle yaptığımız kavgaların iç yüzünü anlattım. sonrada iki elimi ter içinde ovuşturarak, "..yani rıfat bey, işin özü sizden bütün yüssüzlüğümle işimi geri istiyorum" dedim. kendimden eminim ya, bana ihtiyaçlarını ve işimi takdir ettiklerini bilmenin verdiği gazla hafif bir muziplik ve aynı zamanda mahçuplukla bu cümle çıktı dilimden...
ama benden sonra onun konuşması tam bi fiyaskoydu. beni işe almamasına ihtimal bile vermezken, "evet ama sebep herneolursa olsun, çıkarmış olduğum bir elemanı tekrar geri almam prensiplerime ters düşer, bu yüzden sana işini geri veremeyeceğim" dedi..
o anda gözlerim bütün havuz problemlerine inat şiddetle dolu verdi. boncuk boncuk dökülmeye başladı. öyle bir hale düşmüştümki hem işimi istiyor hemde ağlıyordum. çaldığım kapının yüzüme kapanmasını bırak oracıkta çaresizce gözlerimden akan yaşlara lanet ettim. yutkuna yutkuna "ağladığıma bakmayın, sadece sinirlerim bozuldu teşekkür ederim" deyip çıktım odasından, bütün dergi personeli nefeslerini tutmuş beni bekliyordu. ağlaya ağlaya odadan çıkışımı gördüklerinde hepsi etrafıma toplandı. sigara odasına geçip uzun konuştuk. herkes çok şaşırdı. onlara göre kesin geri alınacaktım çünkü. herkesin söylediği hep aynıydı, "bu dergide en çok çalışan ve işini en iyi yapan sendin, haberlerin röportajların fotoğrafların.... şu an eleman sıkıntısı varken sana çok ihtiyaç var" diyorlardı. onlarda hayal kırıklığına uğradılar. benim gibi...
iş hayatımdaki son geliş-eme-meler bunlar. şimdi ne yapacağım bilmiyorum.
bu arada leventle yeniden görüşmeye başladık. onunla ilgilide bu akşam yazıcam uzun uzun....

1 yorum:

DoDo dedi ki...

anlattıklarını okuyunca kesin anladım ki bugün blog'da gönderdiğim şarkı senindir! :)

umarım çok çok çok daha mutlu olacağın bir iş bulursun en yakın zamanda!