Pages

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Dün, bugün, yarın....

Hayatım tuhaf bi şekilde devam ediyor. İşe gidiyorum eve geliyorum, insanlarla sohbet ediyorum. Eskisi gibi gece dışarı çıkmıyorum. Alkolden de epey bi uzağım. Ailemle daha çok vakit geçiriyorum. Akşamları yemekten sonra babamla uzun sohbetler ediyoruz annemin balkona kurduğu yemek masasında, havadan sudan işlerden gündelik gelişmelerden konuşuyoruz. Ne mutluluğa ne de mutsuzluğuma dair bir belirti yok. Herşey sıradan, herşey olması gerektiğinden daha da durağan. İşyerinde müşterilerle yaşadığım stres haricinde kafamı yoran başka birşey yok. Bir de borçlarım tabi. Kitap okuyorum yoğun bir şekilde. Akşamları babamla yaptığımız sohbetlerin ardından odama çekilip yüzlerce sayfanın arasında kayboluyorum. Okuduğum hayatlara karışıp kendime fantastik dünyalar kuruyorum. Kahramanlarım oluyor, onları düşünüyorum. Onların gerçekte yaşadıklarına inandırıyorum kendimi, yaşadıkları aşklara imrenip onların yerinde olmak için neler verebileceğimi düşünüyorum. Sonrası malum. Geçmişi düşünüyorum, Harun’dan ayrıldıktan sonrası ve öncesini. Hayatımda hiç bişey değişmedi. Hiç birşeyi unutmadım, hatırladıklarımsa çok yabancı birine özlem duymama sebep oluyor. Evet kafam çok rahat ve hayatım olması gerekenden oldukça durağan dedim. Harun’u ve onunla geçmiş zamanı, anıları düşünmek beni rahatsız etmiyor. Acı diyemeyeceğim ama içimde henüz neye benzediğine karar veremediğim bi duygu var. Sanki daha önce hiç varolmamış bir duygu bu. Adını bilmiyorum. Bu duygu Harun’u ortadan ikiye bölmeme sebep olmuş bilinçsizce. Bir yarısı çok sevdiğim beni çok seven, asla ihanet etmeyeceğini sandığım, daha önce hayatıma giren hiç bir erkekte hissetmediğim aidiyet duygusunu bana yaşatan, kokusunda huzur bulduğum, uykumda bile sevdiğim adam, diğer yarısı ise beni yaptığı acıtasyonlarla, sırf benim daha mutlu olmam için sahte gözyaşlarıyla ağlayarak ayrılmamız gerektiğini söyleyerek, onca yalvarmalarıma rağmen beni acımasızca terk eden, asıl sebebinin en yakın arkadaşının sevgilisi ile beni aldatıyor olduğunu çok sonradan öğrendiğim aşşalık iki yüzlü aç gözlü karaktersiz bi insan. Bu iki varlığı bir türlü yanyana bir bütün halinde canlandıramıyorum gözümde. Ama ikisi de o kadar gerçek ki, nefret bile etmeyecek kadar sıfatsızlaştırıyorum onu. ne yazıkki bu duygu beni yoruyor. Hemde çok. Arkadaşlar arasında konusu geçtiğinde ondan iki tane varmış gibi konuşuyorum farkında olmadan, dengesiz duygularım bir çoğunu endişelendiriyor.



Son zamanlarda beni bir tuhaflığın beklediğini hissediyorum. Fırtına öncesi bu sessizlik bana bir şekilde geri dönecek gibi...

2 yorum:

Hiç kimse dedi ki...

Oh, ya sanki ben de okuduğumda bu 'dinginlik' fena patlayacak gibi geldi ya umarım hayırlısı olur sizin için.

Ayrıca huzur alabildiğinize göre Harun beyn parfümünü gerçekten merak ettim. Cerruti L Essense De Cerruti gibi geliyor bana ama bilemedim.

fosforlucevriye dedi ki...

belkide şimdiye kadar hiç böyle durağan olmadıgını için birden hersey tuhaf gibi geliyordur.böylesi senin için daha iyi sanki tatlım..