Pages

1 Ocak 2010 Cuma

yılın ilk yazısı

geldi geçti işte, ne illetmiş şu yeni yıl tantanası... hala aynı yerdeyim işte bi değişiklik yok. telefonlarım çaldı sık sık. beni, internette ve evde olduğumu görenler panikle telefona sarılmışlar belli. işi nedeniyle bir süredir şehir dışında olan çok sevdiğim bi arkadaşım aradı saat 12 ye yaklaşırken, "nasıl yani? yıl başı gecesi ve sen evdesin?" dedi şaşkınlıkla... "evet eğlenmeye ve gece hayatına meyilim vardır ama ben hiç bir yılbaşını dışarda kutlamadım ki" dedim gülümseyerek. işlerinden falan konuştuk. bir kaç aydır orada olmasına rağmen ona yıllardır uzaktaymış gibi geliyor.. istanbul'u bir özlemişki sorma. "ne para ne pul hiç bişey istemiyorum, yeterki ait olduğum yerde yaşayayım" diyor. bıraksam ağlayacak telefonda nerdeyse... arasıra taksime istiklale çıktığım zaman onu arar, caddenin, insanların, tramvayın, dükkanlardan yükselen klasik taksim müziklerinin sesini dinletirim, delirir:) "seninle gezip dolaşmayı, sohbet etmeyi, hadi hazırlan geliyorum seni alıcam bişeyler içelim demeyi özledim" diyor. gitmeden önce son günlerde çok sık görüşememiştik, "acısını çıkarıcam, çok fena dağıtıcaz gelince" diyor. düşündümde özlemişim keratayı. onun aylardır işi ve otel odasında geçirdiği günleri düşününce hakkaten geldiğinde fena dağıtıcaz gibime geliyor... bende zaten yeterince eve kapatmıştım kendimi.... eskisi gibi ne güzel olurdu yine sabahlara kadar gezip dolaşıp fotoğraflar çekmek.... bencede gelmelisin şerbet....(ben ona şerbet diye hitap ederim)
onun ardından başka bir arkadaşım aradı, nişantaşında bi mekandalarmış, evde olduğumu söylediğimde, uzaktan bakınca dururmumun iyi görünmediğini, herkesin eski rapunzeli özlediğini söyledi.... ona da aynı açıklamayı yapıp, kendimi şöyle bi yokladım an içinde.... hiç gaza gelecek bi psikoljim yoktu.
ben böyle iyiyim şimdilik, dinleniyorum. yada kafam gürültüyü götürmüyor artık yaşlanıyorum başkalarına göre de kim bilir... ama bu dinginliği malesef cumartesi akşamı çok sevdiğim bi arkadaşımın doğumgünü kutlaması için bozucam. bütün eski arkadaşlar orda olucaz ve gece çok uzun sürecek bu yüzden... bu arada yarın saçlarımı tekrardan siyaha boyuyorum, sıkıldım yine bu karamel renk hiç yakışmadı bana. ne olursa olsun siyah saç bana yakışan tek renk....
herneyse,
yılın ilk yazısınıda yazmış oldum böylelikle...

2 yorum:

yaşlı doğmuş genç kadın dedi ki...

Sözleşmeden buluşuverir kırık kalpler
Anlatılmaz ama ordadır bütün dertler

Mutlu yıllar kadınım!

delirapunzel dedi ki...

Dimi ama, ne güzel bir şarkı olmuş o...
"Kimini yakıp geçen aşklar incitmiş
Kimini yanlış kararlar yıkıp geçmiş
Kimine yakın dostu ihanet etmiş
Kimi hayatın sillesini yemiş
Kırık kalpler durağında inecek var
Eteğindeki taşları dökecek var
Doldurun kadehleri içelim beraber..."
Sanada mutlu yıllar canım...